Çam Kabuğu Çayı: Kayseri’de Bir Sonbahar Sabahı
Kayseri’nin soğuk sabahları insanın içini yakar, ama bir yandan da huzur verir. Şehri bir yorgan gibi saran bu soğuk, hem vücuda hem de ruhuma işliyor. Bu sabah, yine bir başıma, tek bir amaçla uyanmıştım: Çam kabuğu çayı yapacaktım. Ama önce biraz daha sabretmem gerekti. O an, içimden geçen tek şey, “Hadi ama, biraz sabır!” oldu.
Hikâye Başlıyor: Bir Sabaha Uyanış
Her şey, bir hafta önce, annemle evde bir şeyler içerken başlamıştı. Kendisi her zaman doğaya yakın biri olmuştur. O gün, birden gözlerinde parıldayan bir ışık belirdi ve “Biliyorsun değil mi, çam kabuğu çayı sağlıklıdır? Hem de içmek çok kolay!” dedi. “Hem bu kadar soğukta içmek, insanı hem ısıtır hem de vücuda güç verir.”
Beni düşündürebilecek bir şey söylemişti. Hemen ona, “Gerçekten mi?” diye sordum. Anladığım kadarıyla, annem bu çayı kaybeden yıllarını dolaylı olarak kazanmış gibiydi; onun söylemleri hep doğaya olan güvenini gösteriyordu. Ben de annemin güvenini sorgulamadan, “O zaman hadi, denesene,” dedim.
O sabah içimde bir şey uyanmıştı, o duyguyu ifade etmekte zorlanıyordum. Heyecan, biraz da umudu bir arada hissettim. Yeni bir şey keşfedecek olmanın verdiği huzur. Ama içimi biraz da korku sarıyordu. Her şeyin böyle doğal ve saf olması da bir yandan korkutuyordu.
Çam Kabuğunu Toplamak
Kayseri’nin dağlarında, sabahın erken saatlerinde, rüzgarın sessizce estiği o huzurlu yerlerde, çam kabuklarını toplamak kolay değildi. Annemle birlikte çam ağaçlarının dibinde, taze düşmüş kabukları aramaya başladık. Her birini dikkatle kesip, küçük parçalara ayırarak topladım. Sonra onlara dokundum, hatta bir kabuk parçasını gözlerimle süzdüm. O an, gerçekten doğada olmak ve her şeyin ne kadar basit ama derin olduğu hissiyatı geldi. Kendi içimden şöyle bir düşündüm: “Doğa bu kadar basitken, biz niye bu kadar karmaşık yapıyoruz her şeyi?”
Çam kabuklarını toprağın kokusunu içine çekerek toplamak bana huzur verdi, ama bir o kadar da derin bir hayal kırıklığına sürüklendiğim bir anım vardı. Ne zaman kolay bir şey yapsam, içinde karmaşıklık bulur muyum diye düşündüm.
Çay Yapmaya Başlamak: Doğanın Gücü
Topladığım çam kabuklarını eve getirdim, yavaşça onları parçalara ayırdım. Bir parça çam kabuğunun, sonbahar sabahının soğuğunda nasıl bir sıcaklığa dönüşeceğini merak ediyordum. Çam kabuğunun içindeki doğal özlerin kaybolmadan suya karışmasını sağlamak için dikkatli olmalıydım. O anda hissettiğim şey de tam olarak buydu: Bir şeyin sırrını çözmek ve o sırrı yaşamak.
Küçük bir tencereye su koydum ve kaynamaya başladığında, çam kabuklarını ekledim. Biraz sabırlı olmalıydım; çünkü bu, acelesi olmayan bir şeydi. Çaydan gelen o kokuyu duydum, ince ince yayılan aromasını içimde hissettim. İçimden bir umut geçiyordu, “Belki de her şeyin en güzel kısmı bu…” diye düşündüm.
Çay İçmek: Sonunda Sıcak Bir Yudum
Tencerenin kapağını açtığımda, sıcak suyun içinde çam kabukları belirginleşmeye başlamıştı. O an, en küçük ve en sade anların içindeki gücü fark ettim. Çam kabuğunun, hem bedeni hem de ruhu ısıtan bu doğal çayı içmek, bana doğanın sıcağını hissettirdi. Gerçekten yudumladıkça, her şeyin doğru olduğunu düşündüm.
İçimi ısıtan çayın tadı bana aynı zamanda bir yaşamın, bir anın, bir anın içindeki küçük ama değerli şeylerin farkına varmayı da hatırlattı. “Belki de doğanın güçlerini küçümsemek yerine, ona daha çok güvenmemiz gerek,” diye düşündüm. O anda, annemin bana söylediği her şeyin anlamını derinden hissettim.
Çam kabuğu çayı, sadece bir içecek değil, içindeki hayal kırıklığı, umut ve huzur arasında bir dengeydi.
Sonuç: Çam Kabuğunun Gücü
Bu sabahın sonunda, çam kabuğu çayını içmiş olmanın verdiği rahatlık, şehri izlerken her şeyin ne kadar basit ve güzel olduğunu hatırlattı bana. Belki de en güzel olan şey, bir parça doğanın içinde kaybolmak ve içindeki sıcaklığı almak. Çam kabuğu çayı, yalnızca bir içecek değil; hayatın karmaşasında bir an durmak, doğayı hissetmek ve yeniden başlamak gibi bir şeydi.
Bir sonraki sabah, çam kabuğu çayı yaparken, bu hikâye hep aklımda olacak.