Bilardo’yu Kim İcat Etti?
İzmir’de, güneşin batmaya yakın olduğu saatlerde, kahve içip arkadaşlarla takıldığım o saatler… Bilardo masası etrafında toplanmışız. Bizim grubun bilardo oyunculuğu, “Şu topu da deliğe soktuk ama bu top neden gitmiyor?” diye sorgulayan felsefi bir deneyin başlangıcından başka bir şey değil. Evet, arkadaşlarla eğleniyoruz ama bir yandan da sürekli “Bu oyun kim tarafından icat edilmiş olabilir?” diye sorular kafamda dönüp duruyor. Yani, bir bilardo oyuncusunun topu deliklere sokmaktan fazlasını düşünen bir kafası varsa, ne yapalım?
Bir Masada Kimse Kimseyi Yenemez
Önce şunu belirteyim: Bilardo oynamayı sevmeyen yoktur, ama sevseniz de, bilardo masasında herkesin yaptığı şey biraz komik. Bizim grupta her birimizin “dünyanın en iyi oyuncusu” olma iddiası var. Hal böyle olunca, bilardo masasında ne kadar eğlendiğimiz konusunda kimse kesin bir şey söyleyemez. Bir bakarsınız, oyunu kaybeden kişi sinirden kalkar ve “Benim topumla oynayamazsınız!” diye bağırır. Hani, o anda rakibinin topuyla oynama hakkını kaybetmiş birinin verdiği tepki, çok komik olabilir ama bir de o anlarda başta olan duygular var.
Ama ya bu masanın icadını kim yaptı? Bunu kim düşünmüş? “Bilardo’yu kim icat etti?” sorusu aklıma sürekli takılıyor. Bunu gerçekten anlamaya başladım. Düşünsene, bir adam –muhtemelen ortalama bir adam- “Yahu, insanlar sürekli kayar ve bir topu deliğe sokmaya çalışıyorlar, neden bunu bir masa haline getirmeyelim?” demiş ve işte, karşımıza bu harika oyun çıkmış. Ama kim?
Tarihsel Bir Yolculuk: Kimdir O Bilardo Dehası?
Tabii ki tarih bize, bilardonun geçmişini anlatan çok sayıda bilgi sunuyor. Hani, “Tarihe de bakmak lazım” diyen tipler var ya, işte onların söylediklerine göre, bilardo ilk olarak 15. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkmış. Yani, bazı kaynaklar, oyunların ilk versiyonlarının Fransızlar tarafından oynandığını söylüyor. Ama şimdi burada, bizim grubun sürekli “Kim icat etti?” tartışmasına dönersek, “İcat eden kişi neden Fransız olsun ki, mesela İzmirli bir adam olamaz mı?” diye düşünmeye başlıyorum. Bizimkilerde o kadar kafa var.
İlginçtir, bilardonun ilk hali açık alanlarda, toprakta oynanıyormuş. Yani şu anki bilardo masası yok, topu sağa sola yuvarlıyorsun, ama neyi? Bir çimen topunu. Hani, ben şimdi onu düşündükçe, “Vay, demek ki bu işin de bir kökeni var, biz sadece sosyal medyada birbirimize meydan okurken, bir adam belki 600 yıl önce bir çimen topunu deliğe sokmak için çaba sarf ediyordu” diyorum.
Arkadaşlarla Bilardo, Hayatla Bilardo
Gelelim şimdi, bu başıma gelen olayların özü olan meseleye. Geçen hafta, arkadaşlarla bilardo oynarken birden aklıma geldi: “Bilardo’yu kim icat etti?” Şimdi biz burada, neyin ne olduğunu çözmeye çalışırken, yıllar önce icat edilen bir oyunun, nasıl bizim ruh halimize etki ettiğini düşündüm. Neden? Çünkü bir insanın bilardoya olan bakışı, aslında onun hayata bakışını biraz da yansıtır.
Mesela, bir arkadaşım vardı, sürekli topu deliğe sokmaya çalışır ama her zaman bir şekilde top yanlış yönlere giderdi. O anda diyorum ki, “Bu adam hayatına, her şeyin yolunda gideceğini bekleyerek başlamış.” Ama sonra, top deliğe girmeyince bu adam ne yapar? Tam anlamıyla hayatın anlamını sorgulamaya başlar. İç sesim, “Aaa, işte bilardoyu kim icat etti, bilardo masasında kimse kazanamaz, kazanmak değil, oynamak önemli!” diyor.
Ama tabii ki, bir başka arkadaşım da var. Kendisi her şutunda deliklere çok yakın top bırakıp, “İşte bu!” diye bağıran tip. O an, sanki bilardo masasında değil, bir galada dans ediyor gibi. Bu adamın kafasında her şeyin “tam yerinde” olması gerektiğini biliyoruz. Hayatına da her şeyin “tam yerinde” olmasını isteyen bir yaklaşım var. Ama aynı zamanda, bu arkadaş için “Sabahtan beri mi belli mi?” tarzı bir içsel hesaplaşma söz konusu. Otoparkta, içinde duygusal bir içsel çalkantıyla oyunun son anlarını izlerken, bilardonun kim icat ettiğini düşünmeye başlıyorum.
Bilardo, Bilardo Masası ve “İcat Eden Adam”
Sonuç olarak, bilardonun kim tarafından icat edildiğini tam olarak bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki, bizdeki bu oyun, çok basit bir şeyin etrafında şekillenmiş: İnsanlar bir yere odaklanmayı, kurallar koymayı ve zamanla bu kurallara kendi yorumlarını eklemeyi sever. Kim icat etti, belli değil. Ama arkadaşlarımın “Bir top şurada, bu da buradaydı, şimdi bir daha deniyorum!” repliklerini duyduğumda, bilardoyu icat eden kişinin, aramızdaki herhangi bir insan olabileceğini düşünüyorum.
Yani, kim bilir? Belki de bu oyun, her birimizin hayatını daha anlamlı hale getirecek bir öğretici bir dersin habercisidir. Yeter ki masada topa vururken, sadece deliğe sokmaya odaklanmayalım. Sonuçta, “Bilardo’yu kim icat etti?” sorusu aslında bizi hep “Hayatla oynamaya” davet ediyor.