İçeriğe geç

Amelinizde rızayı ilâhî olmalı ne demek ?

Amelinizde Rızayı İlâhî Olmalı Ne Demek?

Kayseri’de yaşıyorum ve belki de Kayseri’nin o sakin sokaklarında, sıcak havasında, akşam ezanının ezgilerinde bir anlam ararken, bana en çok sorulan sorulardan biri bu: “Amelinizde rızayı ilâhî olmalı ne demek?” Çoğu zaman anlamını sadece bir sözcük olarak duyuyoruz, ama gerçekten ne anlama geldiğini içselleştirdiğimizde, hayatımıza neler katabileceğini fark edebiliyoruz.

Hadi, sana bir hikâye anlatayım. Belki sen de bu cümleyi ilk kez duyduğunda ne hissettiğini daha iyi anlarsın. Bu, kaybolduğum bir dönemde, içsel bir yolculuğa çıkmamın hikayesi.

Bir Sabah, Bir Karar

O sabah biraz garip bir uyandım. Hayatımda daha önce hiç hissetmediğim bir boşluk vardı. O an, her şeyin mantıksız, anlamsız olduğu, ne yapacağımı bilmediğim bir gündü. O gün ne kadar büyük ve karmaşık bir dünyada yaşadığımı fark ettim, ama içinde kaybolmuş gibi hissediyordum. Hedeflerim, isteklerim, hayatımın yönü… Bir türlü uyum içinde değildim.

Saatler geçti, işlerimi toparladım ama bir şey eksikti. O eksiklik, ruhumun içinde derin bir boşluk gibi hissediliyordu. O esnada, aklıma geldi. Geçen hafta bir arkadaşım bana “Amelinizde rızayı ilâhî olmalı” demişti. O cümleyi her ne kadar duysam da içimde nereye koyacağımı bilememiştim.

Sonra düşündüm… Amelinizde rızayı ilâhî olmalı demek ne demekti?

Bir Anlık Uyanış

Bir gün, Kayseri’nin en yüksek noktasına çıkmak için yola çıktım. O an bir şeyleri sorgulamak istiyordum. Oğuz Bey Tepesi’ne çıktım, etrafıma bakarken gökyüzü ve toprak arasında bir bağ kurdum. Hızla geçen zaman, benim ve çevremdeki her şeyin ne kadar küçük olduğunu hatırlattı.

İşte tam o sırada, içimden bir ses bana dedi ki: “Rızayı ilâhî olmalı, yani amellerini sadece Allah’ın hoşnutluğuna göre yapmalısın. Hedeflerinin ve niyetlerinin arkasındaki güdüye bakmalısın. Dışsal ödüller için değil, içsel bir huzur için çalışmalısın.”

İçimde bir şeylerin hareketlendiğini hissettim. Belki de ne kadar uzun süredir yanlış hedeflere odaklanmıştım. Hedeflerim maddi ve manevi çıkarlar üzerineydi, ama o an fark ettim ki gerçek mutluluk, içsel bir huzurdur.

Çıkış Yolu: Niyetin Gücü

Kayseri’deki o tepede düşündüğümde, bir anda “Niyetin gücü” aklıma geldi. Amelinizde rızayı ilâhî olmalı ifadesi, aslında her şeyin başlangıcıydı. Hangi işe başlarsan başla, niyetin en önemli şeydir. Eğer niyetin Allah’ın rızasıysa, yolun sonunda hem bu dünyada hem de ahirette huzur bulacaksın.

O sabah, o tepeyi izlerken fark ettiğim şey, aslında her şeyin, yaptığım her şeyin bir anlamı olması gerektiğiydi. Her işin, her davranışın arkasında doğru niyetin bulunması, ona değer katardı. İşte bu da “rızayı ilâhî” kavramının özüydü: Bir işi sadece kendin için değil, Allah’ın hoşnutluğu için yapmak.

O Günü Unutamam

O günü hiç unutamayacağım. O kadar netti ki her şey. Bir işin, bir amacın arkasında sadece Allah’ın rızası olmalıydı. Bunu anlamak bana çok fazla şey kattı. İster çok küçük bir şey yap, ister büyük bir işin peşinden git, önceliğin niyetin olmalıydı. Her adımında, her hareketinde Allah’ın rızasını düşünmeliydin.

Hayatımda artık bazı şeylerin değişmesi gerektiğini kabul ettim. Artık ne kadar da zor olursa olsun, yaptığım her şeyin amacını ve niyetini doğru belirleyeceğim. Eğer amacım sadece dünya menfaatiyse, o işin sonunda tatmin olamayacağımı, huzura ulaşamayacağımı anlamalıydım. Ama eğer amacım Allah’ın rızasıysa, o zaman her işin sonunda gönül huzuru bulurum.

Başkalarına Yardım Etmenin Gücü

Bir gün, Kayseri’de alışveriş yaparken, bir yaşlı kadının cebinde yeterli parası olmadığını fark ettim. Hemen cebimden çıkarıp ona yardım ettim. Bir yandan yardım etmek istedim, diğer yandan da ne kadar yanlış bir şey yaptığımı düşündüm. Bu tür bir yardımı yaparken niyetim gerçekten Allah’ın rızasını almak mıydı? Yoksa sadece iyi bir insan olarak görünmek mi istiyordum?

Sonra fark ettim ki, niyetim yalnızca Allah’ın rızası olmalıydı. O kadına yardım ederken, bunu sadece Allah’a yakınlaşmak için yapmalıydım. Bir anlık duygusal bir tatmin ya da çevremin gözünde bir iyi insan olarak görünme isteği, Allah’ın rızasına olan sevgimden çok daha az önemliydi.

Sonuç: Gerçek Huzur Nerede?

Geriye dönüp baktığımda, o sabahı unutamam. O anki kararsızlık, sonra ise içsel uyanışım… Her şeyin merkezinde bir hedef ve niyet olmalıydı. Gerçek huzur ve tatmin, sadece dışsal ödüllerde değil, içsel huzurda yatıyordu. Amelinizde rızayı ilâhî olmalıydı çünkü bu, her şeyin özüdür.

O günden sonra, her yaptığım işe Allah’ın rızasını katmaya çalıştım. İnsanlar bazen anlamıyor ama içimdeki huzur ve dinginlik, dışarıdan gördüklerinden çok daha değerli. Kayseri’deki sokaklar bir anlam kazandı. Her adımımda Allah’ın rızasını gözetmeye başladım.

İşte amelinizde rızayı ilâhî olmalı demek, yalnızca sözcüklerden ibaret değil; bir hayat felsefesi, bir yaşam tarzı. Şimdi her günümde bunu hatırlıyor, niyetimi doğru yapmaya çalışıyorum. Ne kadar zor olursa olsun, önemli olan niyetin doğru olması, çünkü kalpten gelen bir amelin gücü her şeyden daha büyük.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort deneme bonusu veren siteler
Sitemap
grand opera bahis